Son İşlem Tarihinden İtibaren 10 Yıllık Zamanaşımı Süresine Tabi Olan İlamlı Takibin (İik. 39/I; Tbk. 156/2), Alacaklının Borçludaki Alacağını Defi Yoluyla Mahkemeye Bildirmiş Olması Halinde (Tbk. 154/2), Zamanaşımı Kesilir mi?

  • Ana Sayfa
  • Bankacılık Hukuku
  • Son İşlem Tarihinden İtibaren 10 Yıllık Zamanaşımı Süresine Tabi Olan İlamlı Takibin (İik. 39/I; Tbk. 156/2), Alacaklının Borçludaki Alacağını Defi Yoluyla Mahkemeye Bildirmiş Olması Halinde (Tbk. 154/2), Zamanaşımı Kesilir mi?

Son İşlem Tarihinden İtibaren 10 Yıllık Zamanaşımı Süresine Tabi Olan İlamlı Takibin (İik. 39/I; Tbk. 156/2), Alacaklının Borçludaki Alacağını Defi Yoluyla Mahkemeye Bildirmiş Olması Halinde (Tbk. 154/2), Zamanaşımı Kesilir mi?

I-Bilindiği gibi “mahkeme kararının taraflardan her birine verilen ‘hüküm örneği’nea  i -l a m” a denir (HMK.m. 301/2)[1] [2].

İlamlı icra takibinina  kısa zamanda sonuçlanabilmesi için, ilamın (yani; ilamdaki alacağın)a  z a m a n a ş ı m ı n aa  uğramamış olması gerekir. Eğer ilam zamanaşımına uğramış ise, borçlu, icra mahkemesinden ‘icranın geri bırakılmasını’ a isteyebilir (İİK.m. 33, 33a)[3].

İlama dayanan takip, son işlem üzerinden o na  y ı la a  geçmekle, zamanaşımına uğrar (İİK.m. 39/I[4] [5]; TBK.m. 156/II[6])

İlam, verildiği tarihten itibarena  o na  y ı la  içinde borçluya tebliğ edilirse, bu tebliğ tarihinden itibaren yeni bir a o na  y ı l l ı k zamanaşımı süresi işlemeye başlar (TBK.m. 157/II)[7].

Alacaklı, ilamı on yıllık zamanaşımı süresi içinde icraya koyar ve fakat bu ilamlı icra takibini on yıl süre ile takipsiz bırakırsa, ilam yine zamanaşımına uğrar. Çünkü, ilama dayanan takip, son icra işlemi üzerinde on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK.m. 39/I). Alacaklı on yıl geçtikten sonra ilamlı icra takibine devam etmek isterse, borçlu, icra mahkemesinden ‘zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesini’ a isteyebilir (İİK.m. 33/II)[8].

II-Borçlu, icra emrinin tebliğinden sonraki bir dönemde ‘ilamın zamanaşımına uğramış olduğu’ a iddiasında ise, bu zamanaşımı itirazınıa  a her zaman a ileri sürebilir (İİK.m. 33/II)[9].

Borçlunun ‘ilamın zamanaşımına uğramış olduğunu’ ispat etmesi üzerine, ‘zamanaşımının kesildiğini’ a (TBK.m. 154, 157) veya ‘zamanaşımının durduğunu’ a (TBK.m. 153)a  i s p a ta  y ü k üa  alacaklıya düşer. Alacaklıa  ‘icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde’ , zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat için genel mahkemelerde dava açabilir[10]. Aksi taktirdea  ‘ilamın zamanaşımına uğradığı’ hususu ‘kesin hüküm’ (HMK.m. 303) oluşturur (İİK.m. 33a/II)[11].

İcra mahkemesincea  ‘zamanaşımı itirazının kabulüne’ karar verilmesi ile icra takibi son bulur. Ancak bunun için alacaklının İİK.m. 33a-II’ye göre yedi gün içinde dava açıp açmayacağı beklenmelidir. Dava için öngörülen yedi günlük sürenin bitimine kadar icra takibi olduğu yerde durur. Alacaklı, bu süre içinde dava açarsa, bu davanın sonucuna kadar takip durmaya devam eder. Alacaklı, bu davada haklı çıkar ise, duran icra takibine devam edilir. Alacaklı haksız çıkar veya yedi gün içinde dava açmazsa icranın geri bırakılması kararı, takibin iptaline ilişkin sonuçları doğurur. Başka bir anlatımla; dosyada mevcut hacizler kalkar[12] [13].

III-İcra mahkemesinin İİK.m. 33, 33a çerçevesinde vereceği; ‘kabul’ a ya da ‘ret’ a kararlarına karşı yasa yoluna başvurulabilir. Ancak ‘geri bırakma isteminin reddi’a  durumunda istinaf veya temyiz yoluna başvurabilmek için borçlunun istinaf veya temyiz süresinde a teminat a da göstermesi gerekir (İİK.m. 33/III,IV). Borçlunun yeterli malı haczedilmişse veya borçlunun istemi üzerine istinaf veya temyiz yoluna başvuru süresi içinde a yeterli malı haczedilmişse, teminat göstermeye gerek yoktur[14].

IV-İcra mahkemesi, yapacağı inceleme sonucunda; ‘ilamın zamanaşımına uğramadığına’/ ‘zamanaşımı itirazının haksız olduğuna’ kanaatine varırsa, “borçlunun zamanaşımı itirazının (icranın geri bırakılması talebinin) reddine” (icranın devamına) karar verir. Bu halde, borçlununa  icra mahkemesinden icranın geri bırakılması istemiyle (zamanaşımı itirazı ile) esasen durmamış olan ilamlı icra takibine sonuna kadar devam edilir; yani borçlununa  malları haczedilir, satılır ve bedelinden alacaklının alacağı ödenir. Borçlu, zamanaşımına uğramış olan ilamdaki borcu (zamanaşımı itirazına rağmen) ödemek zorunda kaldığı iddiasında ise, alacaklıya karşı genel mahkemede istirdat davası açabilir (İİK.m. 33a-III; İİK.m. 33/IV; İİK.m. 72/VII)[15].

İcra mahkemesi, yukarıdaki şekilde yapacağı inceleme sonucunda, ‘ilamın zamanaşımına uğramış olduğu’ kanısına varırsa, “icranın geri bırakılmasına” (zamanaşımı itirazının kabulüne) karar verir. Bu halde ‘ilamın zamanaşımına uğramış olduğu’ a kanısına varan icra mahkemesi, İİK.m. 33a hükmünde açıkça yazılı olduğu gibi, ‘icranın geri bırakılmasına’ a karar verir, ‘takibin iptaline’ karar veremez[16].

V-Takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde alacağın zamanaşımına uğraması mümkündür. Alacağın bağlı olduğu zamanaşımı, takiple ilgili son işlema  tarihinden itibaren işlemeye başlar[17] [18].

Takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde ilamın zamanaşımına uğraması halinde mahkemece ‘icranın geri bırakılmasına’ a karar verilmesi gerekir. ‘Takibin iptaline’ a karar verilmesi doğru değildir [19] [20].

Borçlunun ‘zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasını’ a icra mahkemesinden istemesi halinde İİK.m. 33/a hükmü uygulanacağından, borçlu ‘zamanaşımı def’ini’ a -İİK.m. 71/I’de sayılan belgelere dayanmaksızın- doğrudan doğruya takip dosyası ile, alacaklı da ‘zamanaşımının kesildiğini’ a (TBK.m. 154,157) ya da ‘zamanaşımının tatile uğradığını’ a (TBK.m. 153) aynı şekilde resmi belgelerle kanıtlayabilir.

VI-Bu vesileyle uygulamadaki önemi nedeniyle hemen belirtelim ki; Ticaret Kanunu ile Borçlar Kanunu’nda gerek zamanaşımı süreleri a ve gerekse zamanaşımını kesen sebepler a birbirinden farklı biçimde düzenlenmiştir:

a  a-Türk Ticaret Kanunu’na göre ”“kambiyo senetlerine dayalı takipler bakımından- zamanaşımı süreler şu dört halde kesilir[21];

a  1-Dava açılması,

a  2-İcra takibinde bulunulması,

a  3-Davanın ihbar edilmesi,

a  4-Alacağın iflas masasına bildirilmesi (TTK.m. 750).

a  b-Türk Borçlar Kanunu’na göre (m. 154) ‘zamanaşımı, aşağıdaki durumlarda kesilir’:

a  1-Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş ve kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse,

a  2-Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsaicra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.

a  VII-Doktrinde TBK.m. 154/2 hakkında;

aˆš “Belirli sebeplerin varlığı halinde zamanaşımı kesilir (TBK. 154; eBK. 133) ve zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar (TBK. 156/I; eBK. 135/I). Zamanaşımını kesen sebepler TBK. 154’de (eBK. 133) iki bent halinde ve TBK. 157’de (eBK. 136) sayılmıştır…

Zamanaşımı bir dava veya def’i sonucu kesilmişse, yargıla süresince tarafların yargılamaya ilişkin her bir işlemiyle veya hakimin ”“veya hakemin- her bir tasarruf veya kararıyla birlikte (TBK. 157/I’de hakimin sadece kararı belirtilmiş; eBK. 136/I’de; ‘hakimin her emir ve hükmünden itibaren’),

Zamanaşımı icra takibi sonucu kesilmişse, her bir icra takip işlemi ile birlikte (TBK. 157/II; eBK. 136/II),

zamanaşımı kesilir ve o andan itibaren yeniden işlemeye başlar…

a  Zamanaşımının kesilmesinden sonra işlemeye başlayacak zamanaşımı süresi, kesilen zamanaşımı süresinin aynısıdır…İlamın icraya konması ile birlikte ve her bir icra işlemi ile birlikte zamanaşımı yeniden kesilir (TBK. 154/II, 157/II; eBK. 133/2; 136/II) ve son işlem üzerinden on yıl geçmekle ilamdaki alacak zamanaşımına uğrar (İİK. 39/I)…”[22]

aˆš “6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 133. maddesini karşılamaktadır.

Metinde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre bir hüküm değişikliği yoktur…

6098 sayılı TBK.’nun 154 . maddesi nedeniyle incelenen (zamanaşımının durmasında) yeni bir süre söz konusu değilken (zamanaşımının kesilmesiyle), ‘kural olarak yeni bir süre’ işlemeye başlar…

Medeni hukuk anlamında ‘def’i’, davalının borçlu bulunduğu edimi, özel bir nedene dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir haktır.

a  Alacaklının, davacı olarak değil, fakat aleyhine açılmış bir davya karşı bu alacağını def’an (örneğin takas veya ödemezlik def’inde bulunmak gibi) ileri sürmesi ve karşılık dava açması da zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir…”[23]

aˆš “BK.m. 154 b.2 ‘alacaklı……..def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa…….’ zamanaşımının kesileceğini kabul etmiştir.

Yasa, bu düzenlemesi ile, alacaklının dava açma yerine kendisine karşı açılmış olan bir davada alacağının varlığını def’i olarak ileri sürmüşse zamanaşımının kesileceğini öngörmüştür…

Zamanaşımının kesilmesi halinde, kesilmeye yol açan sebep ortadan kalktığı tarihten itibaren zamanaşımı kaldığı yerden değil yeni baştan işlemeye başlayacaktır….”[24]

aˆš “Zamanaşımının kesilmesi demek, işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, ortaya çıkan bir nedenle (tarafların eylemleriyle ya da yargıcın veya icra memurunun usul işlemleriyle) son bulması nedenlerin ortadan kalkmasıyla birlikte yeni baştan (sıfırdan) işlemeye başlamasıdır. Bu durum ‘zamanaşımı kesilmiş olunca, kesilmeden başlayarak yeni bir süre işlemeye başlar’ biçiminde kanunda açıklanmıştır.

Zamanaşımının kesilmesiyle daha önce işlemiş olan süre ortadan kalkar, sanki hiç işlememiş gibi bir sonuç doğurur. Böylece kesilme sonunda zamanaşımı süresi uzamış olur, yeni süre, kesilmeden sonra yeniden işlemeye başlar. Bu süre, kesilen ilk süre kadardır. Kesilen süre, beş yıl veya on yıl ise kesilmeden sonra yeniden işlemeye başlayan süre de beş yıl veya on yıl olur.

Borçlu tarafından açılmış bir davada, alacaklının, alacağına def’i biçiminde ileri sürmesi TBK. 154/II uyarınca zamanaşımı kesilir (Bknz: 4. HD. 07.02.1989 gün ve 5560/9416 sayılı kararında ‘BK.m. 133 hükmüne göre zamanaşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava yoluyla mahkemeye başvurması gerekli olmayıp borçlu tarafından açılmış bir davada ”“somut olaydaki uyuşmazlıkta olduğu gibi- alacağını def’i yoluyla ileri sürmüş olması da yeterlidir’ (M.R. KARAHASAN, Türk Borçlar Hukuku, C:3, s: 1169 vd.)[25]

  • “Zamanaşımın kesilmesinden amaç, kanunen belirli bazı olayların gerçekleşmesi üzerine, işlemekte olan zamanaşımının işlemiş kısmının hiçbir etkisi kalmamasıdır (Yılmaz Ergenekon; Türk Borçlar Hukukunda Müruruzamanın Kat’ı, 1960, s: 9). Zamanaşımını kesen olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar…”
  • a  “Zamanaşımını kesen alacaklının eylemlerinden (TBK mad. 154/b.2) maksat; alacaklının alacağını isteme bakımından yaptığı adli işlemlerdir. Alacaklı, alacağı için mahkemeye veya hakeme dava veya defi yoluyla başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa, iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir…”[26]
  • a “Alacaklının ‘Defi Davası’ zımmında mahkemeye müracaat etmesi: medeni hukuk anlamında ‘defi’ davalının bulunduğu edimi, özel bir nedene dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir haktır.

Alacaklının davacı olarak değil, fakat aleyhine açılmış bir davaya karşı bu alacağını def’an (örneğin takas veya ödemezlik def’inde bulunmak gibi) ileri sürmesi veya karşılık dava açması da zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir…”[27]

  • “Yargıtay’ın konu ile ilgili bir kararında ‘Zamanaşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava açması gerekli değildir. Borçlu tarafından açılan bir davada, alacağın def’i olarak ileri sürülmesi yeterlidir.’ denilmiştir…”[28]

Aynı doğrultuda:

-EREN, F./DÖNMEZ, Ü. Eren Borçlar Hukuku Şerhi, C: 3, 2022, s. 2682 vd.

-ÖZKAYA, E. Özel Hukukumuzda Zamanaşımı Bir Hak Düşürücü Süredir, 2012, s. 278 vd.

-EREN, F. Borçlar Hukuku (Genel Hükümler), 19. Baskı, 2015, s. 1294

-OĞUZMAN, M. /Öz, M. T. Borçlar Hukuku (Genel Hükümler), C: 1, 18. Bası, s. 640 vd.

-KOSTAKOĞLU, C. Gerekçeli ve Açıklamalı Yeni Türk Borçlar Kanunu, 2011, s. 217 vd.

-YAVUZ, N. Borçlar Hukuku (El Kitabı), 2018, s. 497

*

Mütalaaa  (ve dava) konusu uyuşmazlıkta;

  • Davacı vekili, 25.02.2022 tarihli “dava dilekçesi”nde özetle;

– “Davalıların kooperatife karşı açmış olduğu ‘alacak -davası’nda Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2007/44, K:2009/267 sayılı kararıyla bir miktar paranın davacılar ödenmesine karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, davalıların İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2009/10404 sayılı dosyası ile 13.11.2009 tarihinde ilamlı icra takibinde bulunduğunu, ilamlı takiplerin İİK m.39/I uyarınca son muamele tarihinden itibaren zamanaşımına uğradığını, somut olayda da icra emrinin müvekkillerine tebliğ tarihinden 10 seneden fazla süre geçtiğini dolayısıyla takibin zamanaşımına uğradığını, bu hususun ‘her zaman’ icra mahkemesinde ileri sürülebileceğini,

-Öncelikle takibin tedbiren durdurulmasına daha sonra da icranın geri bırakılmasına karar verilmesini”

talep ve dava etmiştir.

  • Davalı vekili 18.03.2022 tarihli “cevap dilekçesi”nde özetle;

– “ Dava konusu olayda takip ve ilam zamanaşımını kesen birçok taraf, hakim, mahkeme, icra işlem ve kararı bulunduğunu bu nedenle zamanaşımını kesen nedenlerden dolayı olayda 10 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmediğini,

-Davacı tarafın defalarca borç ikrarında bulunarak, zamanaşımı def’inde bulunma hakkından feragat ettiğini, borçlu vekili tarafından borcun ödenmesi için Dolar ve Türk Lirası banka hesaplarımız istenmiş, borçlu vekili, 09.02.2022 tarihli borç hesaplama talebini içerir dilekçeyi icra müdürlüğüne sunmuş, yine kendilerince 11.02.2022 tarihli taleple icra müdürlüğünden borcun hesaplanması istenmiş ve yapılacak bilirkişi incelemesi için 700,00 TL avansın icra müdürlüğüne yatırıldığını bildirmiş,

-Davacı borçlunun açıkça borç ikrarı ve ödemeye yönelik taleplerine rağmen daha sonra zamanaşımı itirazında bulunmasının dürüstlük kurallarına aykırı ve çelişkili davranış yasağına girdiğini, bu nedenle davacının taleplerinin reddi gerektiğini ifade etmiş,

-Borçlunun TBK 154/1 uyarınca borç ikrarında bulunmasının ve TBK 154/2 uyarınca alacaklının alacak iddiası ve takas def’inin zamanaşımın kestiğini,

-Davacı borçlu tarafından açılan her davanın aynı zamanda bir ‘borç ikrarı’, kendilerince verilen cevaplarda yer alan beyanların ‘alacak iddiası ve takas def’i’ niteliğinde olduğundan bunların zamanaşımını kestiğini,

-Taraflar arasında sürekli bir ‘borç ikrarı’ ve ‘alacak iddiası’ bulunduğundan zamanaşımı süresinin dolmadığını”

İleri sürerek, ‘haksız ve kötüniyetli olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini’ istemiştir.

  • İzmir 11. İcra Hukuk Mahkemesi 28.04.2022 T. ve E:137, K:319 sayılı kararında;

Takip konusu alacağa yönelik, İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 783/913 sayılı dosyası ile ‘işlemiş faiz miktarına’ itiraz edildiği ve mahkeme kararının 15.10.2010 tarihinde kesinleştiği, yine takibini mükerrer olduğundan bahisle 14.09.2010 tarihinde takibin iptali istemli İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/1002 E. 2010/1024 K. Sayılı davasının açıldığı, bu kararın 25.03.2012 tarihinde kesinleştiği, her iki dava ve takip konusu ilamdaki alacağın bir kısmından borçlu olmadıklarına ilişkin 13.12.2010 tarihinde Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1/39 sayılı menfi tespit davası açıldığı ve davanın 30.03.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, belirtilen davaların zamanaşımını kestiği ve böylece 10 yıllık zamanaşımının dolmadığının kabulü ile”, ‘şikayetin reddine’ karar vermiştir.a 

  • İzmir BAM 8. HD E:1819, K:1975 sayılı kararında özetle;
  • “….icra hukuk mahkemelerinin tedbir talebi hakkında verdiği ara kararları ve tedbire itiraz hakkında verdiği ara kararları, HMK’nın 389 vd. maddeleri kapsamında olmayıp, İcra ve İflas Kanununda özel olarak düzenlenmiş, takip hukukuna özgü kararlardır. Bu nedenle icra mahkemesinin takip hukukuna yönelik olarak tehiri icra kararı alabilmek için yatırılan teminatın alacaklıya ödenmemesine yönelik verdiği 09.05.2022 tarihli tedbir kararı ile bu karar karşı itirazı reddine ilişkin 17.05.2022 tarihli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağın-dan, davalının istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir….”

gerekçesiyle ‘davacının istinaf başvurusunun kabulüne’ karar vermiştir.

*

a  Somut olayda;

(a) Davalı-alacaklılar vekili Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2010/182 Esas sayılı davanın 17.01.2012 tarihli duruşmasının 7. celsesinde;

Gelen yazıya bir itirazımız yoktur. Davacı taraftan alacaklı durumdayız. İcra takibi bu nedenle yapılmıştır. 28.04.2011 tarihli rapora itirazlarımız doğrultusunda ve karşı tarafın eksik iş ve imalatları nedeniyle takas talebimiz ve mahsup talebimiz bulunduğundan ve ayrıca ilgili icra dosyasındaki alacağımızda dikkate alınarak, karşılıklı alacak ve borç ilişkisi yönünden bilirkişi raporunun eksik olduğunu düşünüyoruz. Ek bilirkişi raporu veya yeniden bilirkişi incelemesi yapılamasını talep ediyorum.”

şeklinde açıklamada bulunmuştur.

(b) Yine davalı-alacaklılar vekili 11.03.2013 tarihli Yargıtay (..) Hukuk Daire Başkanlığı-na gönderilmek üzere yazdığı temyiz dilekçesinde;

“Dosyadaki delillerden de açıkça görüleceği üzere, müvekkillerin müteahhit sıfatıyla davacı kooperatiften kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacakları mevcuttur. Bu alacaklarımızı (2) ana grupta toplarsak bunlar;

– Davacı aleyhine açılıp sonuçlanan, teslimde temerrüt ve ayıpla imalat sebebiyle meydana gelen zararlarımıza ilişkin kesinleşmiş ve icra takibine konu olmuş ve halen ödenmeyen yaklaşık 70.000,00 TL civarı alacakları-mız,

– İlk davada davacı müteahhit kooperatifin henüz kendilerine ait blokların inşaatı bitmediğinden, mecburen saklı tuttuğumuz ve sözleşme ve ana taşınmazın belediyeden tasdikli proje ve vaziyet planı gereğince yapılması gereken site havuzunun ve bahçe peyzajının halen hiç yapılmaması nedeni ile doğan alacaklarımız bulunmaktadır.

Bu alacaklarımızı, süresi içinde verdiğimiz ‘cevap dilekçemiz’de TAKAS DEF’İ olarak ileri sürmüş ve keşif ve bilirkişi incelemesi ile özellikle EKSİK İŞLERİN HESAPALNMASI talep edilmiştir. Hemen belirtelim ki, bu alacaklarımızın toplamı, davacının tescilini talep ettiği bağımsız bölümlerin-de değerinden fazladır…”

şeklinde açıklamada bulunmuştur.

(c) Davalı-alacaklılar vekili 04.05.2015 tarihli Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/19 Esas sayılı dosyasına verdiği “bilirkişi raporu hakkında beyan dilekçesi”nde;

-“Takas alacağımızın içinde taraflar arasında daha önce sonuçlana ve ilamlı icraya konu müvekkillerin aynı inşaatta ‘ayıplı işler ve gecikme tazminatı alacakları’ ve o davada saklı tutulan ve bilirkişi raporuna göre hesaplanmış 5.328 Dolar ve faizi alacakları da vardır. Bu hususlar bilirkişi raporunda değerlendirilmemiştir. Bu alacaların herhalde mahkemece hesaplanması ve değerlendirilmesi mümkün olduğundan ilgili dava ve icra dosyaları üzerinden hesap yapılarak davacıya bunlarında ödetilmesini talep ediyoruz. Çünkü taraflar arasında tam bir tasfiyenin gerçekleştirilmesi yani davacının hak kazandığı bağımsız bölümlerin adına tescil edilebilmesi için, arsa sahibi müvekkillere tüm borçlarını ödemesi gerekmektedir. Sayın mahkemenize saygı ile sunulur.”

şeklinde açıklamada bulunmuştur.

Alacaklı vekilinin dosya içerisinde bulunan yukarıdaki ‘yazılı beyan’ ve ‘dilekçeleri’nden, davacı-borçludaki alacağını def’i yoluyla mahkemeye sunarak, bunların hüküm altına alınmasını açıkça bildirmiş olduğundan, TBK m.154/2 uyarınca bu beyanları ile a borçlu hakkında yapmış olduğu ilama dayalı alacağının bağlı olduğu zamanaşımının kesilmesine neden olduğundan, borçlunun “10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu” şeklindeki talebinin reddine karar verilmesi isabetli olacaktır.

[1] Ayrıntılı bilgi için bknz: KURU,B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Bası, 2013, s: 892 ”“ KURU,B./AYDIN,B. İstinaf sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 4. Baskı, 2020, s: 295 ”“ ERCAN,İ. Uygulamacılar İçin İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 8. Baskı, 2021

[2] “İlam yalnızca ‘ilk derece mahkemelerinin kararları’ için kullanılan bir terimdir. Yargıtay’ın kararları için ‘karar’ a teriminin kullanılması önerilmektedir (TANRIVER,S. İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, 1996, s: 40)

[3] Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, C: 1, 3. Baskı, 2014, s: 649 vd.

[4] Ayrıntılı bilgi için bknz:a  UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. age., s: 765 vd.

[5] Bknz: HGK. 09.02.2021 T. E: 2017/12-351, K: 57; 8. HD. 28.04.2014 T. E: 2014/7796, K: 8478; 8. HD. 24.11.2016 T. E: 19519, K: 16006; 11. HD. 08.12.2016 T. E: 13307, K: 9434; 12. HD. 16.11.2020 T. E: 5470, K: 9801 (www.e-uyar.com) ; 12. HD. 29.03.2011 T. E: 24194, K: 4951; 12. HD. 10.03.2011 T. E: 903, K: 3139 (UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. age., C:1, s: 767, dipn. 15)

[6] İİK.’nun 39. maddesi; EBK.m. 135/II ve TBK.m. 156/II’ye paralel olarak konulmuş olup, onun bir tekrarından ibarettir…

[7] KURU,B. El Kitabı, s: 911 ”“ KURU,B./AYDIN,B. age., s: 300 ”“ ERCAN,İ. age., s: 998

[8] KURU,B. El Kitabı, s: 911

[9] Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. age., C: 1, s: 652

[10] Alacaklının genel mahkemede açacağı bu dava bir ‘alacak davası’ olmayıp, ‘zamanaşımının gerçekleşmediğine/zamanaşımının kesildiğine ilişkin bir dava’dır. (OSKAY,M./KOÇAK,C./DEYNEKLİ,A./ DOĞAN,A. İİK. Şerhi, C:1, 2007, s: 619)

[11] Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. age., C:1, s: 680

[12] ERCAN,İ. age., s: 1023

[13] Bknz: 12. HD. 09.11.2015 T. E: 2015/15611, K: 2015/27337 (www.e-uyar.com)

[14] ERCAN,İ. age., s: 1024

[15] KURU,B. El Kitabı, s: 952

[16] KURU,B. age., s: 953

[17] UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. age., C:1, s: 1249

[18] Bknz: 12. HD. 28.03.2013 T. E: 1989, K: 11966 (www.e-uyar.com) ; 12. HD. 17.09.2004 T. E: 15319, K: 19499; 12. HD. 16.02.2004 T. E: 2558; K: 2922 (www.e-uyar.com)

[19] OSKAY,M./KOÇAK,C./DEYNEKLİ,A./DOĞAN,A. age., C:1, s: 618

[20] Bknz: 12. HD. 03.05.2005 T. E: 6425, K: 9563 (OSKAY,M./KOÇAK,C./DEYNEKLİ,A./DOĞAN,A. age., C:1, s: 623 vd.)

[21] Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR,T./UYAR,A./UYAR,C. age., C:1, s: 1254 vd.

[22] NOMER, H. N. Borçlar Hukuku (Genel Hükümler, 17. Bası, 2020, s: 471

[23] UYGUR, T. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, C: 1, 2012, s: 982 vd.

[24] KILIÇOĞLU, A. Borçlar Hukuku (Genel Hükümler), 19. Bası, 2015, s: 907 vd.

[25] ÇELİK, Ç.A. Tazminat ve Alacaklarda Sorumluluk ve Zamanaşımı, 2012, s: 120 vd.

[26] YAVUZ, N. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, 2. Baskı, C: 1, s. 903 vd.

[27] UYGUR, T. Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu, C: 4, 2003, s. 4181

[28] GÜNAY, C. İ. Türk Borçlar Kanunu Şerhi, 2. Baskı, s. 543

Av. Talih Uyar

Performans Hukuk blog sayfalarında yayımlanan blog yazıları, yazarların görüşlerini aktardığı yazılar olup yazanın görüşlerinin Performans Hukuk  tarafından benimsendiği manasına gelmemektedir. Blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.
Performans Hukuk

 

 

PerformansHukuk
PerformansHukuk
  • +90 212 347 26 10 (09:00-18:00 saatleri arasında
  • erdinc.kutu@performanshukuk.com
  • Trump Towers Residence 1. Kule Mecidiyeköy Yolu Caddesi No:12 Kat :12 D:1204 Mecidiyeköy ŞİŞLİ İSTANBUL